Giriş: Siyah ve Beyaz Karelerin Ötesi Stefan Zweig’ın ölmeden hemen önce insanlığa bıraktığı bu son eser, kapağında bir oyun ismi taşısa da, aslında oyunla hiç ilgisi yoktur. Satranç, bir gemi güvertesinde geçen sıradan bir müsabaka değil; insan zihninin baskı altındayken nasıl hem kendi kurtarıcısı hem de kendi celladı olabileceğinin korkutucu hikayesidir. Bu kitap, 64 karelik bir tahta üzerinde, insan ruhunun faşizme ve hiçliğe karşı attığı çığlıktır.
İçerik ve Atmosfer: Hiçliğe Karşı Bir Zihin Hikaye, Gestapo tarafından bir otel odasına hapsedilen ve “hiçlikle” terbiye edilmeye çalışılan Dr. B.’nin trajedisini anlatır. Hücresinde konuşacak kimsesi, okuyacak bir kitabı, hatta penceresinden göreceği bir manzarası bile yoktur. Zaman durmuştur. Dr. B., zihnini parçalanmaktan kurtarmak için tesadüfen eline geçen bir satranç kitabına sığınır.
Zweig, bizi o boğucu odanın içine sokar. Dr. B.’nin kendi zihnini ikiye bölerek, kendine karşı satranç oynadığı ve deliliğin sınırlarında dolaştığı anları okurken, nefesinizin daraldığını hissedeceksiniz. Yazar, “mutlak yalnızlığın” insana neler yapabileceğini cerrah titizliğiyle işler.
Neden Okunmalı? (Mesajlar) Bu kitabı okumalısınız, çünkü modern dünyada bizler “çokluk” ve “gürültü” içinde boğulurken, bu kitap bize “yokluğun” ağırlığını anlatır. Bize şu soruyu sordurur: İnsan, elinden her şeyi alındığında, sadece düşünceleriyle hayatta kalabilir mi? Satranç, kaba kuvvetin (Dünya Şampiyonu Czentovic) karşısına, incelmiş ve acı çekmiş bir ruhun (Dr. B.) dikilişidir. Kültürün, barbarlığa karşı son direnişidir.
Sonuç: Bir Şaheser Eğer sayfaları çevirirken bir oyunun stratejilerini değil, bir insanın ruhsal çöküşünü ve yeniden ayağa kalkışını izlemek istiyorsanız, bu kitap sizin için. Zweig’ın bu vedası, bittiğinde boğazınızda bir düğüm, zihninizde ise derin bir sessizlik bırakacak.
Yazarın dediği gibi:
“Yeryüzünde hiçbir şey, insan ruhuna hiçlik kadar baskı yapamaz.”